›Zorunlu Deprem Sigortası DASK 2026›Sigorta Sektöründe Yenilik: Dijital Poliçe Uygulaması Artıyor›2026 Yılı Sigorta Sektöründeki Yenilikler ve Eğilimler›Zorunlu trafik sigortasında tavan limit yeniden belirlendi›2026 trafik sigortası primleri şehirlere göre ne kadar değişti?›Zorunlu Deprem Sigortası DASK 2026›Sigorta Sektöründe Yenilik: Dijital Poliçe Uygulaması Artıyor›2026 Yılı Sigorta Sektöründeki Yenilikler ve Eğilimler›Zorunlu trafik sigortasında tavan limit yeniden belirlendi›2026 trafik sigortası primleri şehirlere göre ne kadar değişti?
📅29 Ekim 2026 Perşembe
Header Leaderboard · 320×50Reklam & ilan vermek için tıklayın →
Ekosistem

Allianz’dan COP31 Öncesi İş Sürekliliği Uyarısı

Allianz Commercial’a göre doğal afetler, iş kesintisi hasarlarının toplam değerinde yüzde 34 paya sahip. Allianz Türkiye, COP31 öncesinde dayanıklılık çağrısı yaptı.

Selin Aslan29 Ekim 20261 dk okumagüncellendi: 29 Ekim 2026
Allianz’dan COP31 Öncesi İş Sürekliliği Uyarısı

Türkiye’nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde, iklim değişikliğinin işletmeler üzerindeki ekonomik etkileri ve iş sürekliliği riskleri yeniden gündeme geldi. Allianz Commercial’ın raporuna göre doğal afetler, incelenen iş kesintisi hasarlarının toplam değerinin yüzde 34’ünü oluştururken, ortalama iş kesintisi hasarı 850 bin euroyu aşıyor. Allianz Türkiye, işletmelerin yalnızca fiziksel hasarlara karşı değil, faaliyetlerin durmasına ve tedarik zincirlerinin aksamasına yol açabilecek risklere karşı da hazırlıklı olması gerektiğini vurguluyor.

Ekim ayında İstanbul’da yaşanan şiddetli yağışlar ve seller, iklim kaynaklı afetlerin işletmeler açısından oluşturduğu riskleri bir kez daha ortaya koydu. Üretim tesislerinden lojistik operasyonlarına kadar birçok alanda etkili olabilen bu tür olaylar, sigorta korumasının yanı sıra iş sürekliliği planlarının ve önleyici risk yönetiminin önemini artırıyor.

Doğal afetlerin iş kesintisi hasarlarındaki payı yüzde 34

Allianz Commercial’ın Business Interruption Claims: Trends and Developments in Corporate Insurance Losses başlıklı raporu, Ocak 2021–Aralık 2025 dönemine ait 7.888 iş kesintisi hasar dosyasını ve yaklaşık 6,74 milyar euroluk hasar tutarını inceliyor.

Rapora göre doğal afetler, incelenen iş kesintisi hasarlarının toplam değerinde yüzde 34 payla ikinci sırada bulunuyor. Hasar dosyası sayısında ise yüzde 26’lık oranla en sık karşılaşılan neden olarak öne çıkıyor.

Sel, fırtına, dolu ve orman yangınları gibi afetler yalnızca binalarda ve ekipmanlarda fiziksel zarara neden olmuyor. Üretimin durması, tedarik zincirlerinin aksaması, teslimatların gecikmesi ve kritik altyapılara erişimin kesilmesi de işletmelerin toplam kaybını büyütebiliyor.

İş kesintisi maliyetleri fiziksel hasarı aşıyor

Rapordaki dikkat çekici bulgulardan biri, iş kesintilerinin işletmelere verdiği ekonomik zararın fiziksel hasar maliyetlerinden daha yüksek olması.

Ortalama iş kesintisi hasarı 850 bin euroyu aşarken, bu tutar ilişkili ortalama fiziksel hasardan yaklaşık yüzde 70 daha yüksek seviyede bulunuyor. Ayrıca ortalama iş kesintisi hasarının değeri, son iki yılın her birinde yıllık bazda yüzde 30’un üzerinde artış gösterdi.

Bu tablo, işletmeler açısından hasar gören tesislerin onarılmasının tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Üretimin yeniden başlaması, alternatif tedarik kaynaklarının bulunması ve müşteri yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için geçen süre de toplam maliyeti belirliyor.

Rapora göre yangın ve patlama, incelenen iş kesintisi hasarlarının toplam değerinde yüzde 40’ın üzerinde payla en yüksek maliyet kalemini oluşturuyor.

Sel ve afetler tedarik zincirlerini de tehdit ediyor

İklim kaynaklı afetlerin işletmelere etkisi, olayın meydana geldiği tesisle sınırlı kalmayabiliyor.

Örneğin sel nedeniyle üretimi duran bir fabrikanın faaliyetlerine yeniden başlaması, yalnızca hasarlı makinelerin onarılmasına bağlı olmayabiliyor. Tedarikçilerin üretim yapamaması, ulaşım yollarının kapanması veya kritik malzemelere erişilememesi, işletmenin toparlanma sürecini uzatabiliyor.

Bu nedenle işletmelerin kritik ekipmanlarını, tedarikçi bağımlılıklarını ve alternatif üretim olanaklarını önceden belirlemesi gerekiyor.

İş sürekliliği planlarının yalnızca sel ve fırtına gibi iklim risklerini değil; yangın, deprem ve diğer operasyonel tehditleri de kapsaması, işletmelerin finansal dayanıklılığı açısından önem taşıyor.

Allianz Türkiye: Dayanıklılık risk gerçekleşmeden başlıyor

Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, COP31 öncesinde iklim değişikliğine uyum ve dayanıklılık konularının işletmelerin günlük kararlarına yansıtılması gerektiğine dikkat çekti.

Örkün, risk yönetiminde yalnızca hangi varlıkların zarar görebileceğinin değil, işletmenin faaliyetlerine ne kadar sürede dönebileceğinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Bu sorunun yanıtını afet yaşanmadan önce vermek; kritik süreçleri belirlemeyi, alternatifleri değerlendirmeyi ve iş sürekliliği planlarını güncel tutmayı gerektiriyor.”

Emisyonların azaltılmasının yanı sıra değişen iklim koşullarına uyum sağlamanın da işletmeler için öncelik olması gerektiğini vurgulayan Örkün, Allianz Türkiye’nin ticari sigortacılık alanındaki uzmanlığıyla işletmelerin risklerini değerlendirmelerine ve kayıpların etkisini azaltacak önlemler geliştirmelerine destek verdiğini ifade etti.

Örkün, “Dayanıklılık, risk gerçekleşmeden önce alınan önlemlerle başlıyor” mesajını verdi.

Allianz Teknik ile işletmelere risk yönetimi desteği

Allianz Türkiye, işletmelerin afetlere karşı hazırlıklarını güçlendirmek amacıyla Allianz Teknik üzerinden test, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuyor.

Şirketin açıklamasına göre Türkiye’nin ilk ve tek akredite deprem merkezi olan Allianz Teknik, yangına tepki testleri yapma yetkisine sahip üç akredite kurumdan biri olarak da faaliyet gösteriyor.

Merkezde deprem ve yangın risklerinin yanı sıra iklim değişikliğinden kaynaklanan tehlikelere ilişkin uygulamalı eğitim ve danışmanlık çalışmaları gerçekleştiriliyor.

Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) risklerini önceden belirlemesi, gerekli önlemleri alması ve faaliyetlerini kesintisiz sürdürebilecek operasyonel yapılar geliştirmesi hedefleniyor.

COP31 gündeminde iklim uyumu ve sigorta sektörünün rolü

Antalya’da düzenlenecek COP31, iklim değişikliğine uyum, afet risklerinin azaltılması ve ekonomik dayanıklılık konularını uluslararası gündeme taşıyacak.

Sigorta sektörü açısından bu süreç, yalnızca afet sonrası zararların tazmin edilmesini değil, risklerin önceden belirlenmesini ve işletmelerin olası kesintilere karşı hazırlıklı hale getirilmesini de öne çıkarıyor.

İş durması teminatları, risk mühendisliği hizmetleri ve iş sürekliliği planlaması, iklim kaynaklı ekonomik kayıpların yönetiminde giderek daha önemli bir rol üstleniyor.

Allianz Türkiye’nin COP31 öncesindeki değerlendirmesi de sigortacılığın hasar sonrası finansal korumanın ötesinde, işletmelerin uzun vadeli dayanıklılığını destekleyen bir risk yönetimi ortağı olarak konumlanmasına dikkat çekiyor.

Raporun tamamı: Allianz Commercial – Business Interruption Claims

S
Yazar

Selin Aslan

Sigortada Bugün'un ekosistem editörü. Insurtech girişimlerini, dijital sigorta platformlarını ve sektördeki inovasyon haberlerini takip ederek sigortacılığın geleceğini okuyucularıyla paylaşıyor.

Tüm yazıları →
Bu haberi beğendiniz mi?
Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Sticky Footer · 320×50Reklam & ilan vermek için tıklayın →
Reklam alanıSide Rail Sol · 160×600Bu alana reklam & ilan vermek için tıklayın →
Reklam alanıSide Rail Sağ · 160×600Bu alana reklam & ilan vermek için tıklayın →