BES’te acente rolünün artması sektöre kazandırır
Bireysel Emeklilik Sistemi’nin acentelerin desteğinden azami seviyede faydalanacak şekilde yeniden kurgulanması gerektiğini dile getiren Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Reşit Çakas, sistemde acenteye daha büyük bir rol verilmesinin birikimi artıracağını ve çıkışları azaltacağını söyledi. Tü

Bireysel Emeklilik Sistemi’nin acentelerin desteğinden azami seviyede faydalanacak şekilde yeniden kurgulanması gerektiğini dile getiren Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Reşit Çakas, sistemde acenteye daha büyük bir rol verilmesinin birikimi artıracağını ve çıkışları azaltacağını söyledi.
Türkiye’nin birikim alışkanlıklarını değiştirmek üzere 17 yıl önce ülkemizde start alan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) uygulaması, günümüzde toplam fon tutarı olarak 170 milyar liraya yaklaşıyor. Bu ayki konuşmasına BES’in bir poliçeden ibaret olmadığı, başlı başına bir sistem olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek başlayan SAB Başkanı Reşit Çakas, yatırımlarla oluşan büyük fon birikiminin, ülkemizde tasarrufun öneminin anlaşılmasında önemli bir rolü olduğunu ifade etti. Ülkemizde toplam 200 milyar dolardan daha fazla mevduat bulunduğunu belirten Çakas, “BES’te 12-13 milyona yakın katılımcı var. 2020 yılı fon getirilerine baktığımızda yüksek olduğunu görüyoruz. Ülkemizde bu alanda iyi bir potansiyel olduğunu görüyoruz. BES, yatırım için çok avantajlı bir sistem olarak ortaya çıkıyor. Profesyonel yatırımcılar tarafından katılımcıların birikimleri en iyi şekilde yönetiliyor” diye konuştu.
‘TUTUNDURMA PROJESİ’
BES tarafında acentenin rolünü atıracak bir “Tutundurma Projesi”nin uygulanmaya koymasının hem sektöre hem de acenteye kazandıracağını dile getiren Çakas, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim acente olarak bu sistemde yapabileceklerimiz var. İnsanlar BES’te belirli bir birikime ulaştıktan sonra sistemden biriken parasını çekerek ayrılma yoluna gidebiliyor. Biz uygulamaya konulmasını önerdiğimiz “Tutundurma Projesi” ile acente olarak bunu savunuyoruz. BES acenteliği olan kişiler çok aktif bir şekilde bu alana eğilmiyor. Bunun değişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’de çok ciddi bir acente potansiyeli var. BES’te bu potansiyelin kullanılması, üretimin sürekli artırılması gerekiyor. Her yıl sistemden emekli olacak kişiler olacak. Her ayrılma ise ciddi miktarda birikimi sistemden koparacaktır. Bunun yanında sistemde belirli bir süre kalıp değerlenen birikimlerini çekmek isteyenler de olacak.” BES’teki hak ediş yapısını “Brüt asgari ücreti geçmemek kaydıyla birikimlerinize, devlet katkısına tam hak kazanmanız durumunda %25 katkı yapılıyor. Sistemde 3 yılı doldurunca %15, 6 yıl doldurunca %35 ve 10 yıl doldurduğunuz zaman bu desteğin %60’ını alabiliyorsunuz. Tamamına hak kazanmak için ise sistemde 10 yılı doldurmanız ve 56 yaşına gelmiş olmanız gerekiyor” şeklinde hatırlatan Çakas, sistemdeki kesintilerin de çok düşük olduğunu vurguladı: “BES’in bir diğer avantajı da kesintilerin son derece düşük olması. Şirketler yaptıkları kesintileri müşteriye yansıtmamayı seçiyor, kesintileri kendi bütçesinden karşılıyor. Bir müşteri sistemden ayrıldığında bir sürprizle karşılaşmaması için sigorta şirketlerinin yaptığı bir fedakarlık olarak bakabiliriz.”
Belirli bir miktarda biriken yatırımları çekme kararının bilinçlendirilmiş olan katılımcılarda daha az görüldüğünü vurgulayan Çakas, “Hazır bir para varken sistemden ayrılayım diyenler de var. Bu insanları bilinçlendirmek gerekiyor. Bu anda da işin eğitimini almış, bu işi meslek edinen acentelerin devrede olması gerekiyor. Burada sigorta şirketlerinin acenteleri desteklemesi gerekiyor. Acenteler müşteri bulacaktır, çok iyi bir şekilde sistemi anlatacaktır, sistemin ne kadar önemli olduğunu vurgulayacaktır. Gelişmiş ülkelerde sistemin fon büyüklüğünün nerelere geldiğini anlatacaktır” dedi. Çakas, BES’te acente faktörünün avantajlarını bir örnekle açıkladı: “Örnek olarak, bir kişinin en az 200 lira ile sisteme girmesi gerekiyor. Ancak, sistemden en iyi şekilde faydalanmak için yüksek rakamlar yatırmak gerekiyor. Bütçeniz el verdiğince yüksek rakamlarla girmek büyük avantaj yaratıyor çünkü ilk yatırılan para en çok değerlenen paradır. Bunu da yine acenteler anlatacaktır. 16 bin acenteyi siz ne kadar sisteme dahil ederseniz, o kadar katkıda bulunurlar ve bu işi yaparlar.”
BİRİKİMİ SİSTEMDE ACENTELER TUTAR
BES’in çok kişiye iyi bir şekilde anlatılması gereken, bireyleri sisteme sokmanın poliçe satmaktan daha zor bir sistem olduğunu ifade eden Çakas, “Bu işi çok kişiye anlatarak, az kişiyi sisteme katabiliyorsunuz. Tecrübelerime göre, 20 kişide bir kişi gibi bir oran var. Randevular almak, potansiyel adaylarla görüşmeler yapmak gerekiyor. Bu da bir yıllık primle olacak bir iş değil. Yeni bir dizayn yapılmalı. Acente fonu ne kadar büyütürse oradan da sigorta şirketleri acenteyi de o şekilde desteklemeli. Büyüyen fona göre acente desteklenmeli ki, acente ben 100 tane BES yaptım, bir yıl bu komisyonu alırım, bu bitince de iş benim için bitti dememeli. Fon büyüdükçe kişilerin ilk aklına gelen buradaki parayı harcamak oluyor. Acente ise bu paranın gereksiz harcanmaması için dikkat edecektir. Biz sigorta dilinde bu işleme ‘tutundurma’ diyoruz” şeklinde konuştu. Çakas, bunun yanında, BES’teki birikimleri bozmadan katılımcıların burada borç alabilmesinin de katılımcı ile emeklilik şirketi arasındaki bağın kopmamasına yardımcı olacağını söyledi. OKS’de maaşın en az %3’ü olan katılım oranlarını da acentelerin artırabileceğini dile getiren Çakas, burada en büyük faydanın sistemden çıkış oranlarının azaltılması şekilde tezahür edeceğini ifade etti. Çakas, OKS bağlamında şunları söyledi: “OKS’de sisteme sokulan kişi başına acenteye verilen rakam 4 lira gibi komik bir seviyede. OKS’de %70’in üzerinde cayma hakkını kullanan katılımcı olduğunu biliyoruz. Acenteler tarafından sisteme dahil edilen katılımcılarda ise ayrılma oranının %20-10 seviyesinde. Burada %60’ın üzerinde çok ciddi bir farktan bahsediyoruz.”
‘ACENTELERİN BES’İ İNCELEMESİ FAYDALI OLACAKTIR’
Çakas, BES’in geldiği noktayı ve fon getirilerinin durumunu değerlendirdi: “Bazı sigorta şirketleri acentelerin sisteme kattığı kişilerin fonları büyüdükçe, o fonun miktarına göre teşvik veriyor. Acente meslektaşlarımızın bu konuyu incelemeleri gerektiğini düşünüyorum. Tabii kasko ve trafik yaparsınız ama burada şunu kabul etmek gerekiyor: Sisteme dahil ettiğiniz bir kişiyi 12 ay boyunca takip edeceksiniz. Sonraki yıllar için az da olsa yine belli bir komisyon ödenmeye devam ediyor. Fonu siz ne kadar büyütürseniz o fon üzerine getiri sağlamanız da mümkün. Acentelerimizin BES’i incelemelerinde fayda vardır. Bu işi ne kadar çok kişi yaparsa, piyasadaki algı o kadar farklı olacaktır.”






